|
Çankırı tarihi ve
Folkloru üzerine yapmış olduğu çalışmalarıyla tanınan Tahsin Nahit UYGUR
,Çankırı Türkülerini üç ana grupta incelemiştir:
a)Uzun
Havalar:Gezme türküleri,oturak havaları,sohbet türküleri ve
salıncak türküleri olarak da bilinen türkülerdir.Bu tür türkülere en iyi
örnekler Servet Hanım Türküsü,Cebabir Türküsü ve Karataş Türküsüdür.
|
Servet Hanım Türküsü
Feslikan yolunda kuzu güderim
Gelme polis gelme sana oyun ederim
Bugün misafirim yarın giderim
Aç kapıyu Servet Hanım ben geliyorum
Yazık oldu gençliğime can veriyorum
Aşağıdan üç kız gelir gözleri mavi
Yar üstüne yar sevenin nic"olur hali
Yarinden ayrılan olmaz mı deli
Aç kapıyu Servet Hanım ben geliyorum
Yazık oldu gençliğime can veriyorum
Yükseklerden gelir sesi,geliyor turna
Ağzı dolu, yem getirir şekerli furma
Dayanamıyorum nazlı yarim karşımda durma
Aç kapıyu Servet Hanım ben geliyorum
Hayıf oldu gençliğime can veriyorum
Havada turnam aklı karalı
O da benim gibi dertli,yaralı
Birini belledim emme nereli
Aç kapıyu Servet Hanım ben geliyorum
Yazık oldu gençliğime can veriyorum
Buram buram duman çıkar dağın belinden
Katlimize ferman gelmiş yarin elinden
Yazan katip yanlış serhoş halinde
Gönder bana ben yazayım kendi elime
|
Cebabir Türküsü
İmrohor'dan çıktıp sağlık selamet
İmarete geldim koptu kıyamet
Anam nazlı yarim kime emanet
Derde derman katle ferman isterim
İmaretin ışıklar parlıyor
Cerrah gelmiş yaralarım bağlıyor
Nazlı yarim baş ucum da ağlıyor
Derde derman katle ferman isterim
İmhor 'dan çıktım başı keçeli
Zaptiyeler olmuş iki geçeli
Altı ay oldu ben bu candan geceli
Derde derman katle ferman isterim
Babamı sorarsan İğdirin çavuş
Avular yutmuşum ben avuç avuç
Hocam söz kar etmez şuradan savuş
Ağlıyor gözlerim duramam gaylı
Ben bu diyarlarda duramam gaylı
 |
Karataş Türküsü
Kalk gidelim Karataş 'a yokuşa
Top memeler birbirine tokuşa
Ne istersin bir gecelik cümbüşe
Ağlama kıvır gözlüm yol ayrı düştü
Ayva gibi serin olur yatmıya
Kızlar gelir seyrimize bakmıya
Lira ister Ak gerdana takmıya
Ağlama Kömür gözlüm yol ayrı düştü
Ayva yapraklandı güller çillendi
Yarimin koynunda yağlık çillendi
Üç aya varmadan adın kirlendi
Ağlama kömür gözlüm yol ayrı düştü
Kalk gideli Karataş'a üzülme
Ayrılık sürmesin çekmiş gözüne
Uyma dedim uydun serhoş sözün
Ağlama kömür gözlüm yol ayrı düştü
b) Yanık Türküler:Bozuk yada bozog diye de
adlandırılır.Tek kişi tarafından söylenir.Genelde cinayet,felaket,sonu
ayrılıkla biten aşk vb.bu türkülerin konusunu oluşturur.
Deli Şaban Bozuğu
|
Bileydim Çangırı'ya gelmezdim
N'olaydım da düğünlere varmazdım
Bir kurşun ile bende ölmezdim
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
Düğün evinden çıktık sağ ve selamet
Sarıbaba 'ya vardık koptu kıyamet
Bir kardaşım vardır da hakka emanet
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
Koçhisar tırnaktan kulat kişnedi
Yağlı martin çiğerime işledi
Bana ahpaplarım bir iş işledi
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
Benim atım baş tavladan boşandı
Ahbaplarım yollarıma döşendi
Şaban silahını kimler kuşandı
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
|
Bize bu serhoşluk ezelden ezel
Ezrail gelmiş de başımda gezer
Yağlı kurşun yemiş gözlerin süzer
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
Cenazem yatırdılar da selvi dal gibi
Tenimi soydular sırma tel gibi
Mezere girincek oldum el gibi
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
Çangırı'nın fenerleri parlıyor
Ahbaplarım başucum da ağlıyor
Doktor gelmiş yaralım bağlıyor
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde
Kardaşım'ın adını sormayın, Ömer
Ömer'in elinde bir yeşil fener
Yağlı kurşun yemiş çark gibi döner.
Alinen vurdular kanı bol yerde
Eşim dostum ihvanlarım nerde..
|

c) Oyun Türküleri:Çankırı'ya
has özellikler taşıyan oyun havalarının bir diğer ismi de uçkun
havalarıdır."İnce" ve "şamatalı" olarak iki ana gruba ayrılan oyun
havaların da saz yada bağlama,klarnet,zilli maşa,çalpara,darbuka ve tef
enstrümanları kullanılır.Oyun havalarının sözlerine örnek teşkil
edebilecek "deyiş"lerden bir kaçı şöyledir:
|
Haydan olur huydan olur
Arap atlar taydan olur
Bu güzellik soydan olur
Ah güzele vah güzele
Yalvaram şol güzele
Yakışır allar güzele
Evlerinin önü mersin
Mevlam seni bana versin
Akşama kalmasın gelsin
Ah güzele vah güzele
Yalvaram şol güzele
Yakışır allar güzele
Güzeller güzele uygun
Çirkinler Cide'ye sürgün
Yakasından tutsaydım bir gün
Ah güzele vah güzele
Yalvaram şol güzele
Yakışır allar güzele
Mahim Türküsü
Mahim vardır mahim vardır
Kokulmadık gülüm vardır.
Sekişi mahime benzer
Şeker şerbetin ezerler
İnce tülbentten süzerler
Yar ile bile gezerler
Gülüşü mahime benzer
Mahimi gördüm düşüm de
Giden ayın on beşinde
Sevdası vardır başım da
Gelişi mahime benzer
|
Çankırı Zeybek Türküsü
Alıverin feracemi geyeyim
Geyeyim de mahkemeye varayım
Sen şöyle dur ben davamı göreyim
Al feracem mor feracem yaşmağı
Alıverin martininmi açayım
Açayım da karlı dağa kaçayım
Sen şöyle dur ben al kanlar saçayım
Ağlayı ağlayı yüreğime kan doldu
Siyah kekül al yanakta ben oldu
Çalılık ta çırpılık ta evim var
İğri fesli bir yosmaya mmeylim var
beim senden başka dahi kimim var
Ağlayı ağlayı yüreğime kan doldu
Siyah kekül al yanakta ben oldu
Yoldan gider yol uğradır Hancıya
Bel bağlama(...oğlana kancığa)
Benden selam ssöylen küçük bacıya
Ağlayı ağlayı yüreğime kan doldu
Siyah kekül al yanakta ben oldu
Atımı bağladım nar ağacına
Perçemim dolatı gül ağacına
Sen gidersen dayanamam acına
Ağlayı ağlayı yüreğime kan doldu
Siyah kekül al yanakta ben oldu
|
Bunların dışın da çok zengin türkü repertuarına sahip olan Çankırı'nın
türkülerinden bazıları şunlardır:kalenin Ardına Ekerler Darı,Yüzüğümün
Allı Pullu Taşı Var,Durnam Havada Seslenir,Girdim Yarin
Bahçesine,Kaynana Türküsü,Kömür Gözlüm Günüm Geçti Zar İle,Alıverin
Martinimi Atayım,Suya Gider Su Testisi Elinde,Arzu Kanber Türküsü vb..
Söz konusu türkülerden bazıları TRT repertuarına girmiş ve sanatçılar
tarafından seslendirilmiştir.
Bazı Örnekler:
DEVLET BAKANI
YILMAZ KARAKOYUNLU'NUN
YAZDIĞI VE BESTELEDİĞİ ŞİİR
ÇANKIRI
(Hicazkar Şarkı)
Eteğinde Ilgaz'ın Şanlı Tarih Türküsü
Dağlarında Gül Kokan Taze Bir Çam
Çankırı
Milletimin Sevgisi, İnancımın Ülküsü,
Dört Mevsim Vatan Kokar, Buram Buram
Çankırı...
Ufkunda Doğan Güneş, Yüzündeki Nur
Süsü,
Bir Cenneti Andırır, Gizli Sevdam
Çankırı,
Milletimin Sevgisi, İnancımın Ülküsü
Dört Mevsim Vatan Kokar, Buram Buram
Çankırı...
Usul: Sofyan
Söz ve Müzik: Dr.Yılmaz Karakoyunlu
Çankırı
Düğünlerinde Söylenen Türkülerden Örnekler:
Çankırı
köylerinde, düğün evinin önünde bayrak dikme adeti vardı. Buna,
"Bayrak Kaldırma" denilirdi. Bayrak kaldırılırken, davul-zurna ile şu
türkü çağrılırdı:
Dan yüzüne dan yüzüne
Dan uykusu tatlı olur
Vurdum dilberin dizine
Kaldırırlar akşam seni
Çayırda bostan bozuyor
Öğle işi firkatli olur
Öksüzler bakar gözüne
Yıldırırlar akşam seni
Halay Çekme Havası
Çankırı
köylerinde on beş-yirmi genç yahut orta yaşlı grubu, el ele tutuşarak
bir yarım halka (hilal) oluştururlar. Halkanın her iki başında
bulunanlar, ellerinde mendil yahut birer çevre sallar ve çalınan havanın
ahengine uygun olarak ağır ağır dönmeğe başlarlar. Davul ve zurna bu
yarım dairenin ortasında durur ve genellikle şu havayı çalar.
Sarı kavun dilimi
Gidiyorum Çorum'a
Nitdin oğlan gülünü
Bir taş değdi koluna
Gülünü elinden alan
Kolum sarılmak ister
Bulsunlar Allah’ından
Yarin ince beline
Aman aman sarı kız
Aman aman sarı kız
Yatamam ben yalınız
Yatamam ben yalınız
"Aman aman" nakaratına
gelince, baştakiler daireden ayrılarak iki ellerinde mendiller olduğu
halde hoplamağa başlarlar. Buna göre diğerleri de hoplaya hoplaya
çevirirler. Oyundan sonra halay başı olan, davulcuya bahşiş verir.
Gelin, güveyi evine
götürülürken, davul-zurna şu havayı çalar:
Karacamın taburunu bozmuşlar Karamandır her kardeşim karaman
Bozluğun dağını ne çok gezmişler
Bekar olsam gitse canım aramam
Karacamı sinesinden üzmüşler
Ben illerin evlerinde duramam
Karacam karacam aslan karacam
Karacam karacam aslan karacam
Anan yasdık koysun yaslan karacam
Anan yasdık koysun yaslan karacam
Bu türkü uzun bir
bozlaktan kalmış iki parça olup hikaye ettiği hadisenin; "bir kızı
seven iki erkekten birisinin gelini götürürken diğeri tarafından
saldırıya uğrayarak Karaca denilen damadın göğsünden vurulmak suretiyle
gelinin kaçırıldığını" anlattığı, Hacı Şeyhoğlu Hasan Üçok derlemesinde
bahsedilmektedir.
Tan havası,
Sabah Namazı'ndan yarım saat evvel düğün evinin en yüksek odasında
çalınır. Ne kadar davul zurna varsa bu havaya katılırdı. Bir kasaba
halkını derin uykusundan kaldıran bu hava çalınırken de şu türkü
söylenirdi:
Gel felek gurbette alma canımı Gülüşan beylerinin gülü solarmı
Duyar düşmanlarım şadıgam olur
Bozulmuş bağlara bülbül konarmı
Yıkıp viran etme mamur hanemi
Evveli ağlayan sonra gülermi
Yuvada yavrular perişan olur
Düşürdün dillere felek sen beni
Feleğin elinden çektiğim neler
Ayrılır ateşi bağrımı deler
Eşinden ayrılmış gurbete salar
Düşürdün dillere felek sen beni
Gelin, güveyi
evine getirildiğinde, önceden hazırlanan odanın kapısına telli-duvaklı
olarak dikilir. Defçi kadınlar da gelini övmeğe başlarlar. Ve şu
türküyü söylerler:
Hoş geldin allı gelin
Hoş geldin allı gelin
Sefa geldin pullu gelin
Sefa geldin pullu gelin
Haçan gelin haçan gelin
Gelinimiz gelir güle güle
Evlere güller saçan gelin
Nur doğdu birden bire
Oğlumuzu alıp kaçan gelin
Kayın ana iyi dilekler dile
Çok şükür
geldi gelinimiz
Şen oldu
evimiz gönlümüz
Gelin hanım
evinden ağlayarak çıktı ,
Annesinin
ciğerini dağlayarak çıktı
Güveyi beğ
de yollara düştü
Hoş geldin
allı gelin
Sefa geldin
pullu gelin
Defçi kadınlar bu sefer
de kaynana karşısına geçerek şu türküyü söylerler:
Güveyi beğin annesi annesi
Oğlan bizim kız bizim
Ellerinde güller kokası
Gelin hanım iki gözüm
Gelin hanıma iyi günler veresi
Kulağında kalsın sözüm
Çok şükür geldi gelinimiz
Çok şükür geldi gelinimiz
Şen oldu evimiz gönlümüz Şen oldu evimiz gönlümüz
Benin ağam kadı ile müderris
Kavağın dibine gülük bastırdım
Kayık gelse Üsküdar'a gideriz
Ben o zeybeği ağam diye astırdım
Gelse bile kötüleri nideriz Basaksız evlere basak yaptırdım
O yavrunun düğmeleri çiziktir Hayatsız evlere hayat yaptırdım
Feslikan'a
ben atımı bağladım Kuru kavak çinip çinip çiniler
Yar gelip geçtikçe gönlüm eğledim Kız göğsünde memelerin iniler
Ben o yara sabah selam yolladım
Yar senin için büyütmüşem memeler
O yavrunun düğmeleri bir sıra
O yavrunun düğmeleri bir sıra
A kız biz gidelim kayrı Mısır'a
A kız biz gidelim gayrı Mısır'a
Türkünün sonunda da
güya kaynana söylemiş gibi şunu derler:
Evimin sıçanı geldi
Sırrım açanın geldi
Gündüz yazup
Gece okuyanım geldi
Gelin Almaya Giderken
Hendekten sesini aldım
Karşıdaki gök ekin
Başından fesini aldım
Aldırdım elimdekin
Koca köyün içinde
Her soran benzin sorar
Beğendim seni aldın
Hiç sormaz kalbimdekin
Amanın güzelim bize gel
Amanın güzelim bize gel
Allar, allar giy de bize gel
Allar, allar giy de bize gel
Şu dağlar çiçeklendi
Şu dağlar meşe dağlar
(A kız) yareler pürçeklendi
Anam köşede ağlar
Çek bayraktar bayrağı
Yari bana vermezler
Ayrılık gerçeklendi
(A kızlar) ateş düşeni dağlar
Amanın güzelin bize gel
Amanın güzelim bize gel
Allar, allar giy de bize gel
Allar, allar giy de bize gel
Hani bu kızın anası Esvap
yülüğün ak taşlar
Elinde mumlar yanası Yiyip
içtiğin ocaklar
Allah muradını veresi
Gölgelenip geçtiğin ağaçlar
A kızım kınan kutlu olsun A kızım
kınan kutlu olsun
Vardığın yerler şen olsun Vardığın
yerler şen olsun
Küçük dayın atın yeder Bir elinde
tava sapı
Büyüğü yanında gider Bir elinde
helva topu
O da babasına bedel Bu da
öküzün hakkı
A kızım kınan kutlu olsun A kızım
kınan kutlu olsun
Vardığın yerler şen olsun Vardığın
evler şen olsun
Şu dağın başında vatanım yurdum Evlerine varamadım köpekten
Kadir Mevlam bize eylesin yardım Telli uçkur çezemedim ipekten
Bir değil, beş değil, on değil derdim Akşam sabah yapışırım bilekten
Açıldı yareler uç verdi gayri
Ben bu derdin hangisine yanayım
Her sabah her akşam okunur ezan Evleri olsa da yüksek olmasa
İki ayağım tutmaz odamda gezem
Ayrılık olsa da ölüm olmasa
Katibim yok benim mektubun yazan Yarin yolladığı güller solmasa
Ben bu
derdin hangisine yanayım
Gel otur yanıma illere karşı
Karşıdan karşıya el etme yarim
Şen olsun sevdiğim gezdiğim çarşı Seni görmeyeli nice oldu halim
Ya ben ağlamayayım kimler ağlasın Genç yaşımda beni bitirdin zalim
Şu deli gönlümü kimler eğlesin
Ben bu derdin hangisine yanayım
Şu karşıki bağlarda üzüm deveği
Şu dağın başında bir tutam çiçek
Ne sen gelin oldum ben güveyi
Ne kadar söylesem o kadar gerçe
Sağ olup gelirsem bir gün yurdum İnanmazsan kadı efendi beni yemine çek
Sen gelin olursun ben de güveyi
Yarin gözü yaşlı yemini bilmez
Aman Allah ben bu derdi nideyim
Genç yaşımda dağlara mı gideyim.
Sayfa Başı
|